Sektörel Etkınlık
İstanbul'da "Uluslararası Karbon Piyasaları Arenası" Düzenlendi

Stratejik Teknik Ekonomik Araştırmalar Merkezi (STEAM),13-14 Ağustos 2009 tarihlerinde, "Uluslararası Karbon Piyasaları Arenası - Iklim Değişikliğinin Ayak Izi: Düşük Karbon Ekonomisine Geçişte Türkiye`nin Rotası " başlıklı bir konferans düzenledi. Istanbul`da gerçekleştirilen ve başkanlığını Cumhurbaşkanlığı Enerji Danışmanı Doç. Dr. Volkan Ediger`in yaptığı iki günlük etkinlikte, aralarında Eski Ingiltere Enerji ve Ulaştırma Bakanı, ABD Istanbul Başkonsolosu, Avrupa Imar Kalkınma Bankası(EBRD) Enerji Verimliliği ve Iklim Değişikliği Direktörü, Avustralya Tabii Kaynaklar Enerji ve Turizm Bakanlığı Direktörü`nün de bulunduğu yurtiçi ve yurtdışından birçok uzman ve profes-yonel, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında Dünyada ve Türkiye`de alınan ve alınması gereken karbondioksit azaltım stratejilerini tartıştılar.



Eski Ingiltere Enerji Ulaştırma Bakanı Lord Howell, küresel ısınma konusunda felaket tellallığı yapmanın doğru olmadığını söyledi. Eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore`un böyle bir yol izlediğini, fakat daha yeşil bir dünya için çaba harcamadığını belirten Howell, halkı korkutarak yanlış mesajlarla paniğe sokmak yerine, özveride bulunmanın bize ne gibi faydalar sağlayacağının açıklanması gerektiğini belirtti. Küresel ısınma mı yoksa küresel soğuma mı yaşadığımız konusunda tereddütler bulunduğunu söyleyen eski Bakan, Kuzey Avrupa ülkelerinin ısınmadan şikayetçi olmadıklarını, aksine sıcak iklim bitkilerini yetiştirebilmelerine imkan sağlayacağından dolayı, bunu memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. "Daha az gez, daha az tüket" gibi cezalandırıcı mesajların ve ulaşılamayacak hedefler koymanın faydalı olmadığını, enerji maliyetlerini düşürücü tavsiyelerin daha ve-rimli olduğunu söyleyen Howell, rüzgar türbinlerinin de pahalı, görsel açıdan çirkin ve karbon azaltılmasında fazla etkili olmadığını ifade etti. Howell, önümüzdeki 10 yıl içinde doğal gazlı santrallerin artacağını ve bu nedenle Avrupa`nın Doğuya daha fazla bağımlı hale geleceğini, ayrıca Çin ve Hindistan`ın kömürüne bağımlı olacağını düşünüyor. Howell`ın diğer düşünceleri şöyle:


· Hükümetlerin enerji güvenliğine odaklanmaları gerekiyor.


· Ingiliz Hükümeti enerjide Rusya`ya bağlı olmak istemiyor, Nabucco`ya önem veriyor. Doğal gazda Norveç, Katar ve Cezayir`e ağırlık verilecek.


· Yeni bir Uluslar arası Enerji Kurumunun kurulması gerekli. Enerjide Asya şu anda kilit pozisyonda.


· Nükleer enerjiye açık olunmalı.


· Korkular ve cezalar işe yaramıyor, olumlu mesajlar ve-rilmeli.


Enerji Güvenliği Analisti Faruk Demir, "sürdürülebilir enerji sistemi için doğal gaz ve kömür dışındaki kaynaklardan ne ölçüde yararlanabiliriz?" sorusuna cevap ararken, denizaltılardakilere benzer 4. nesil 20 kW`tan başlayan küçük nükleer santrallerin de düşünülmesi gerektiğini ifade etti. "Post Kyoto" ve "Post Kopenhag" döneminde sürecin finanse edilmesi gerektiğini söyleyen Demir, salımları kayıt altına almak için Türkiye Ulusal Karbon Ajansı`nın kurulmasını önerdi. Karbon sınırlandırmasının bir silah mı yoksa bir savunma aracı mı olacağına karar verilmesi gerektiğini belirten Demir, bu mekanizmanın iyi anlatılması durumunda politik destek bulacağını ifade etti. Faruk Demir; "Korkularla karbondan vazgeçmeyelim. Şu anda 150 milyar metreküp doğal gaz yeraltında duruyor ve orada hala milyarlarca varil petrol keşfedilmeyi bekliyor. Eninde sonunda karbonun emtia pazarında mutlaka bir yeri olacak. Bundan en verimli şekilde yararlanmak lazım" dedi.



EBRD Enerji Verimliliği ve Iklim Değişikliği Direktörü Terry McCallion, Türkiye`nin düşük karbonlu büyümesine bankanın katkı sağlayabileceğini ve bu konuda pilot projeler beklediklerini söyledi. EBRD`nin toplam 21 milyon ton karbondioksit emisyonu azaltımı için kaynak sağladığını ifade eden McCallion, finanse ettikleri alanların enerji randımanı, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynakları, toplu taşımacılığın rahabilitasyonu, enerji verimliliği için yerel altyapının ve bölgesel ısıtmanın desteklenmesi olduğunu belirtti. EBRD`nin finanse ettiği bazı enerji verimliliği projeleri şunlardır:


· Ukrayna şeker üreticilerine 20 milyon dolar kredi verildi. Bu destekle % 30 üretim artışı oldu. Üretim verimliliği batı standartlarına ulaştı. 5 fabrikanın karbon emisyonları 300 bin ton azaltıldı.


· Peynir üretiminde nano


filtrasyon yöntemine geçilerek ısı enerjisi ihtiyacı azaltıldı. 750 bin Avro yatırımla yılda 1 milyon Avro`luk tasarruf sağlandı.



Devlet Meteoroloji Işleri Genel Müdürlüğünden Gönül Kılıç, yapılan iklim değişikliği modellerine göre Karadeniz Bölgesindeki yağışlarda artış, Akdeniz Bölgesinde ise azalmalar görüleceğini, Doğu Anadolu`daki kar kalınlıklarında azalmalar olacağını söyledi. Bunun su kaynaklarımız açısından önemli olduğunu belirten Kılıç, iklim değişikliğinin olası etkilerini şöyle sıraladı: Su stresi, orman yangınları, su kaynaklarında azalma, vektörel hastalıklarda artış, bi-yoçeşitlilikte azalma, kıyı alanlarında farklılaşma, tarımsal üretimde verim azalması ve fiyat artışı, üretici gelirinde artış, tüketici refahında azalma, Tokat-Sivas-Yozgat bölgesinde 5 derecelik sıcaklık artışı, sıtma vakalarında artış, deniz suyu sıcaklığındaki artışın turizme olumlu yansıması. Kılıç, 2050 yılında dünyada 300 milyar dolarlık afet zararı olacağının tahmin edildiğini söyledi ve alınacak 1 dolarlık önlemin 7 dolarlık afet zararını önleyeceğini belirtti.



Çevre ve Orman Bakanlığı Uzmanlarından Evren Türkmenoğlu, 26 Ağustos 2009 tarihi itibarıyla 180 günlük askı süresi bitip Türkiye`nin Kyoto sözleşmesine resmen taraf olacağını söyledi. Bakanlığının Ulusal Iklim Değişikliği Stratejisini hazırladığını ifade eden Türkmenoğlu, Iklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu`nun 28 Temmuz 2009 tarihindeki toplantısında şu kararları aldığını söyledi:



1. 2020 yılında Türkiye`nin emisyonları %10-11 oranında azaltılacak.


2. Ulusal Iklim Değişikliği Strateji Belgesi kabul edilerek Yüksek Planlama Kuruluna sunulmasına karar verildi.


3. Sektörlerin emisyon azaltma hedeflerinin belirlenmesine karar verildi.


4. Birleşmiş Milletler Iklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinde müzakereler yapılmasına karar verildi.


Türkmenoğlu`na göre:



· ABD; Kopenhag`a giden yolda çözüm ortağı olacağını ilan etti.


· AB 2020`ye kadar emisyonlarda %20-30`luk azalma hedefliyor ve aday ülkeleri de bu hedeflere uymada sorumlu tutuyor.


· Türkiye Ek 1 ülkeleri kadar gelişmiş olmadığı için, referans yılı tespit edilmeden 2020`ye gelindiğinde 750 milyon ton emisyon üzerinden %20 azaltmayı taahhüt edecek.


· Kyoto`nun şu andaki sınıflandırması uygun değil. Türkiye ülkelerin "gelişmiş" ve "gelişmekte olan" şeklinde sınıflandırılmasını ve cezalandırma olmayan hedef (no loose target) verilmesini istiyor.


· Tüm ülkelerin uyum fonlarından faydalanabilmesi için belirli ölçütler olmalı.


· Teknoloji transferi mekanizması kurulmalı.


· Gönüllü karbon piyasaları, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımını artıracak.


· UNDP`nin yürütücü, Çevre ve Orman Bakanlığı`nın ana faydalanıcı olduğu bir platform projesi başlatıldı.



Enerji ve iklim değişikliği danışmanı M.Zahid Karakaya, karbon piyasalarının büyük gelişme gösterdiğini, 2005`te 31 milyar dolar olan pazar büyüklüğünün 2007`de 64 milyar dolara, 2008`de ise 120 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Piyasanın 2012`de 5 kat, 2020`de 8 kat büyüyeceğini belirten Karakaya, toplam yatırım tutarı 22,5 milyon Avro olan 15 MW`lık bir rüzgar santralinin karbon finans gelirinin 10 yılda %20`lik bir katkı sağladığını ifade etti. Karakaya, ülkemizde Gönüllü Emisyon Azaltma Merkezi kurulması gerektiğini söyledi.



Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği Çevre Danışmanı Canan Demiröz Türkiye`nin karbondioksit emisyonlarının 1990`a göre % 300 arttığını söyledi. Enerji sektöründeki 300 milyon tonluk artışın sadece 13 milyon tonunun çimento üretiminden kaynaklandığını belirten Demiröz, tarımdan 26 milyon ton, çöplerden 20 milyon ton karbondioksit eşdeğeri emisyon oluştuğunu ifade etti. Demiröz`e göre:


· Türkiye 1 tonluk üretim için 3,58 GJ enerji harcıyor. Klinker üretiminde elektrik tüketimi ise 107 kWh/ton.


· Türkiye`de klinker/çimento oranı 0,85 iken bu oran Italya`da 0.74. Yani Italyan çimentoları bizden daha az klinker içeriyor.


· Türkiye`de çimentodaki katkı oranı artırılmalı.


· Çimento üretiminde atık kullanımını artırmalıyız. Şu anda bu oran bize %1`den az, AB-15`te ise %25.


· 2012`ye kadar VER(Gönüllü Emisyon Indirimi) ticareti yapabiliriz. Ancak bu piyasalarda fiyatlar düşük.


· Nuh Çimento, Izmit Büyükşehir Belediyesi atıksu arıtma çamurlarını üretimde kullanmak için yapacağı 30 milyon dolarlık yatırıma %0,6 gibi çok düşük bir faizle 10 milyon dolarlık kredi temin etti.



Türkiye Otomotiv Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ercan Tezer, Türkiye`nin Post Kyoto sürecinde kişi başına salım temeli üzerinden pazarlık yapması gerektiğini ve bu sayede emisyon satabileceğini söyledi. Tezer`e göre taşıt araçlarını üretirken, kullanırken ve hurdaya ayrıldığında oluşacak emisyonlar ayrı ayrı incelenmeli. Tezer şunları ifade etti:


· 2012`ye gelindiğinde yollarımızda 14.680.000 araç olacak.


· Taşıtların 2012 de kilometrede 120 grama indirilecek olan karbondioksit emisyonları, 2020 de 95 grama, 2025 de ise 75 grama indirilecek.


· Sürücülerin daha az emisyon üretmeleri için, çevreye duyarlı araç kullanma eğitimi verilmeli.



PETKIM Ar-Ge Müdür yardımcısı Erol Erbay, Türkiye`nin dünyadaki emisyon payının %0,4 olduğunu söyledi. 3 trilyon dolar ile dünyada ikinci büyük sanayi dalı olan kimya sanayinin sera gazı azaltılmasında etkili birçok ürün ürettiğini söyleyen Erbay, örneğin izolasyon köpüklerinin sera gazı emisyonlarını 233 kat, rüzgar türbinlerinde kullanılan sentetik elyafların 123 kat azalttığını ifade etti ve ekledi:



· PETKIM ürünleriyle sağlanan yıllık karbondioksit emisyonu tasarrufu 15 milyon tondur.


· PETKIM`den kaynaklanan kükürt dioksit emisyonları yılda 28 milyon ton`dan 5 milyon ton`a indirilmiştir.


· 17.500 ton/yıl kapasiteli tehlikeli atık yakma tesisinin 10.000 ton/yıllık kısmı dışarıya hizmet vermektedir.


· Emisyonları azaltmak için, karbondioksitten yeni maddelerin üretimi araştırılmaktadır.



Bölgesel Çevre Merkezi(REC) Türkiye Direktörü Sibel Eralp, ABD`nin iklim dostu projelerin finansmanı için ayırdığı 800 milyar dolarlık fonun 150 milyar dolarının kamu binalarında enerji verimliliği için harcanacağını söyledi. Eralp, REC olarak özel sektörün iklim değişikliği konusundaki bilgi altyapısını artırmaya çalıştıklarını ifade etti.



ISTAÇ Sistem Geliştirme Müdürü Dr. Oğuz Can, "Enerji Yatırımlarında Karbon Kaldıraçlaması" konulu konuşmasında 1 ton karbondioksit azaltma maliyetinin inşaatta 93, enerjide 21-23, ormancılıkta 23, tarım ve atıklarda 13, ulaşımda 9 Avro`ya mal olduğunu söyledi. CCS tekniğiyle karbondioksit azaltma maliyeti ise 40 Avro/ton`dur. Can, havacılık sektörünün de devreye girmesiyle emisyonlarda 198 milyon ton`luk artış olacağını ve AB Enerji Verimliliği Eylem Planında 2007-2012 döneminde ticari bina ve konutlardan kaynaklanan emisyonların %27-30 oranında azaltılacağını söyledi. Dr. Can, AB de toplam 123 milyon ton olan gönüllü karbon piyasasının, Türkiye`de pazara sunulan kısmının şu anda ancak 7,5 milyon ton olduğunu ve bu piyasanın gün geçtikçe gelişeceğini söyledi. Dr. Can ayrıca şu konulara dikkat çekti:


· Türkiye olarak kendi karbon standardımızı geliştiremez miyiz?


· Iklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu`nun mevcut yapısı ile yeni süreci yönetmek mümkün görülmemektedir. Kurulda Hazine, Maliye, Milli Eğitim, Tübitak gibi kurumlar temsil edilmemektedir.


· Çevre ve Orman Bakanlığı bünyesinde Iklim Değişikliği Daire Başkanlığı kurulmalıdır.


· Üniversitelerde Iklim Değişikliği Lisansüstü programları başlatılmalıdır.


· Medyanın bu konuya ilgisi artırılmalıdır.


· Ulusal Iklim Değişikliği Strateji Belgesi yayınlanmalıdır.


· Türkiye, karbon salımları envanterini hazırlanmalıdır. TÜIK`te bunun için bir birim kurulmalıdır.


· Ulusal Odak Noktası Çevre ve Orman Bakanlığında henüz tam olarak şekillenmemiştir.


· Ulusal Kayıt Sistemi kurulmalıdır. Kimin ne kadar VER kullandığı bilinmiyor.


· TBMM`nde Iklim Grubu kurulmalıdır.


· Yerel yönetimler iklim değişikliği konusunda daha aktif rol almalıdır.


· Türkiye Ek-1 listesindekilerden farkını tanımlamalıdır.


· 2012`ye kadar sektörel salım ortalamaları belirlenmelidir.



Ecofys Türkiye Genel Müdürü Haluk Sayar, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası`nın ülkemizde karbon emisyonlarını denkleştiren tek kuruluş olduğunu söyledi ve ekledi:


· Bu toplantının neden olduğu 20,8 ton karbondioksit de Ecofys aracılığıyla Ankara Mamak`taki ITC Çöp Gazı Tesisleri tarafından denkleştirilmiş olup, bu konferans, bir karbon-nötr etkinlik olmuştur.


· Çanakkale ve Izmir`deki rüzgar çiftliklerinin karbon ticareti Gold Standard(GS) tarafından kayıt altına alınarak satışı yapılmıştır.


· Mamak Çöp Gazı Projesinde yıllık 550 bin ton karbondioksit GS tarafından kayıt edilerek satılmıştır.


· Saylar ve Burgaz rüzgar santralleri de Ecofys danışmanlığında kayıtlanmıştır.


· Karbon projelerinde izleme ve doğrulama adımları şunlardır:


· Izleme stratejisinin geliştirilmesi


· Dökümantasyon (PDD)


· Uygulama.


· PDD`yi doğrulama(validation), kayıt(registration) ve izleme(monitoring) takip eder.



European Climate Exchange firmasından Patrick Birley, 2020 de küresel karbon pazarının 2 trilyon dolar/yıl olacağını söyledi.



UTES Derneğinden Kumru Adanalı, Yeni Yeşil Anlaşma ile ülkelerin GSMH`larının %1`i olan 750 milyar doların yenilenebilir enerjilere ve enerji verimliliğine aktarılmasının planlandığını söyledi.



Ecosecurities firmasının danışmanı Marianna Doria, CDM piyasasında 2008 de 4090 milyon ton karbondioksit ve 119.483 milyon dolarlık bir pazar mevcutken, gönüllü piyasalarda ise ancak 54 milyon ton karbondioksit ve 704 milyon dolarlık bir oluştuğunu söyledi ve ekledi:


· Ecosecurities`in Türkiye`de biri rüzgar, ikisi hidroelektrik olmak üzere 3 projesi var.


· Zorlu Enerji`nin Osmaniye`deki her biri 2,5 MW`lık 54 türbininden oluşan toplam 135 MW`lık rüzgar santrali 7 yılda toplam 2 milyon ton karbondioksit tasarrufu sağlayacak.



Toplantının ikinci günü ilk konuşmayı ABD Istanbul Başkonsolosu Sharon yaptı. Başkonsolos, yeni ABD Başkanı Obama`nın çevreye önem vererek gelişmeyi hedeflediğini ve yeni bir sanayi devrimine ihtiyaç olduğunu ifade etti. Saharon özetle şunları söyledi:


· ABD olarak karbondioksit emisyonlarını %20-50 oranında azaltmayı hedefliyoruz.


· Binalar %80 daha az enerji harcamaladır.


· Nükleer teknolojiler ve atıkların bertarafı geliştirilmelidir.


· Daha düşük maliyetli enerji kaynaklarına yönelmelidir.


· Biyoyakıtlara önem verilmelidir.



Ecofys Türkiye`den Caner Demir, Türkiye`nin sera gazı emisyonlarının 2004 de 296 milyon ton karbondioksit eşdeğeri iken bu rakamın 2006 da 331 milyon tona çıktığını söyledi. 1990 a göre artışlar ise 2004 de %74 ve 2006 da % 95 olmuştur. Kişi başına enerji tüketimi Türkiye`de yılda 1 ton petrol eşdeğeri iken bu rakam AB-27 için 2,4 ton ve Dünya ortalaması 1,2 tondur. Bu düşük rakama rağmen ülkemizde enerjiyi verimli biçimde tüketmiyoruz. Yıllık kişi başı elektrik tüketimimiz 2500 kWh`tır.



Natixis Pramex International Türkiye Temsilcisi Dr. Rıza Kadılar, karbon fonlarının etkin bir yatırım ve finansman aracı olduğunu söyledi. Kadılar`ın belirttiğine göre:


· 2008 de piyasa büyüklüğü 2007`nin üç katına çıkmıştır.


· Dünyadaki 90 milyar Avroluk pazarın 70 milyar Avroluk kısmı Avrupa`dadır.


· Bu piyasada işlem gören Avrupa Karbon Fonu(ECF) 2005 de 80 milyon Avro sermaye ile kuruldu ve yatırımcısına %30 getiri sağladı.


· Bu fonlar henüz Türkiye`de yatırım yapmadılar.



Zorlu Enerji Genel Müdür Yardımcısı Sinan Ak, Osmaniye`deki rüzgar santrallerinin Dünyadaki en büyük VER(Gönüllü Emisyon Azaltma) projesi olduğunu söyledi ve ekledi:


· Bu santralden yılda 25-30 milyon Avro elektrik satışı yapılırken, emisyon ticaretiyle de yılda 3 milyon Avro kazanç elde edilecektir. Yani emisyon ticaretinin toplam gelir içindeki payı %10 gibi küçümsenmeyecek bir orandır.


· Türkiye`den şu ana kadar GS`ye 47 toplam başvuru yapılmıştır.


· Dünya VER ticaretinin %50`sini Türkiye`deki projeler teşkil etmektedir.


· 2012 sonrasında da eldeki VER sertifikalarıyla ticaret yapılabilmelidir.



Unimar Genel Müdürü Enver Güney, karbon vergisinin, karbon piyasalarında bir araç olabileceğini söyledi. Karbon pazarının büyüklüğü Dünyada 126 milyar dolar, Avrupa`da 92 milyar dolardır.



TSKB Genel Müdür Yardımcısı Orhan Beşkök, bankalarının iklim değişikliği projelerini desteklediğini söyledi. Verdikleri kredilerde enerji üretimi ve dağıtımı projelerinin payının %23 olduğunu söyleyen Beşkök, 2008 de toplam 41.000 MW olan kurulu gücümüzün 2014 de 61.000 MW`a yükseleceğini, yenilenebilir enerjilerin ise 14 bin MW`tan 24 bin MW`a çıkacağını belirtti ve ekledi:


· TSKB 72 adey yenilenebilir enerji yatırımını finanse etmiştir. Bunların 68`i hidroelektrik, 3 ü rüzgar, 2 si jeotermal ve 2 si de çöp gazı santralidir.


· 1 milyar dolarlık finansman desteği ile 4 milyar tonluk sera gazı emisyonu azaltılabilir.


· Mevcut tesislerde Enerji Verimliliği kredilerinden yararlanabilmek için


o Uygulanacak projenin enerji tüketiminde %20 azalma sağlaması veya


o Marjinal faydanın %50`sinin enerji tasarrufundan oluşması gerekmektedir.


· TSKB`nın 2008 yılı karbon ayakizi olan 1250 ton karbondioksit eşdeğeri, Ecofys tarafından GS sertifikasıyla, Ankara çöpgazı projesinde sıfırlanmıştır.


· TSKB elektrik tüketimini %7 oranında azaltmış ve ihtiyacının tamamını Bereket Enerji`nin yenilenebilir kaynaklarından temin etmiştir. Kağıt ve benzeri tüketim kalemlerini de azaltmıştır.


· TSKB, 2008-2009 döneminde Financial Times tarafından Avrupa`nın Sürdürülebilir Bankası ödülüne layık bulunmuştur.


Değerlendirme Oturumunda enerji analisti M.Faruk Demir, Post Kyoto döneminde Türkiye`de VER`lerin CDM ve JI`ye dönüştürülmesi sürecinde hak kaybının yaşanmaması için çalışılması gerektiğini söyledi. Ülkemizde 1000 Avro`luk üretim için 447 kg petrol eşdeğeri harcandığını belirten Demir, bu yüksek miktarın azaltılması için enerji verimliliğine önem verilmesini istedi. Türkiye`nin rüzgarda 7-8 bin MW, güneşte ise azami 160 milyar kWh`lık potansiyeliyle hala kömüre ihtiyacı olacağını ve yeni süreçteki pazarlıklarda bunun mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.



BG Enerji Holding Group Direktörü Mehmet Öğütçü, %7-8 oranındaki yenilenebilir enerjilerin iki katına çıksa bile enerji ihtiyacını karşılamakta yeterli olamayacağını söyledi. Türkiye`ye empoze edilecek olan iklim değişikliği kriterlerine karşı dikkatli olunmasını isteyen Öğütçü, enerjide yerli payının az olmasına rağmen enerjiyi hoyratça kullandığımızı ifade etti ve enerji verimliliğine dikkat çekti. Öğütçü ayrıca şunları ekledi:


· Enerji alanında çevremizdeki ülkelerle ortak stratejiler belirlemeliyiz.


· Küresel ekonomik kriz nedeniyle dünyadaki büyük enerji projelerinin %50`si durdu. Bu ileride enerji arzında sıkıntı oluşmasın neden olacak. Elektrikte yenileme yapma zamanıdır.


· Arap ve Rus sermayesi Ingiltere`den kaçıyor.


· Ingiltere iklim değişikliği sektörüne ağırlık veriyor.


· Yükümlülük 2020`ye kadar gelişmiş ülkelerde olmalı. Diğer ülkeler daha sonra sorumluluk yüklenmeli.



Boğaziçi Üniversitesi`nden Doç. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, toplantıdaki kamu katılımının az olmasından yakındı. Siemens Enerji Verimliliği Koordinatörü Hakan Yıldırım da, enerji verimliliğindeki farkındalığın henüz tam olarak oluşmadığını söyledi.


Toplantı Başkanı Doç. Dr. Volkan Ş. Ediger, kapanışı şu sözlerle yaptı: Günümüzde geldiğimiz noktayla asla gurur duyamayız. Fosil yakıtların kullanılmasıyla doğaya yaptığımız zararların azaltılması ve önlenmesindeki başarımız, bu yakıtların tüketiminin azaltılmasındaki kadar büyük olmadı. Kyoto`da hiçbir ülke önceden belirlediği hedeflere ulaşamadı. Daha çok şey yapmamız gerekiyor. Bu toplantı, uygun bir şekilde işleyen karbon piyasasının oluşumuna katkıda bulunursa mutlu olacağız.


AramaKünyeMedia Kitİletişim

Sektörel Katalog
 

İncelemek İçin Tıklayınız.

Kullanıcı Girişi

  Kullanıcı Adı :   
  Şifre :   
     

[Şifremi Unuttum] [Yeni Üyelik]