Türkiye`nin son birkaç yıl içerisinde ekonomiyi canlandıran ve etkili ticari ilişkilerin kurulmasına yönelik yaptığı çalışmalar uluslararası birçok kurum ve kuruluşların destek gördüğü bir gerçek. 1980`li yıllardan sonra canlanan ithalat ve ihracat, o yıllardaki kısa vadeli alıp satmaya yönelik ticari faaliyet bu günlerde uzun vadeli yatırımlar olarak karşımızda duruyor. Dünya ülkeleri içerisinde inşaat ve taahhüt işlerinde çok iyi bir ticari konuma sahip olan Türk Şirketleri, hem yaptığı işlerden hem de ülke politikasının desteğiyle yurt dışında ciddi yatırımlara imza atıyor. Enerjisinin tamamını mühendislik hizmetlerine harcayan PIOMAK otomasyon şirketi "Küçük pazarlarda Büyük Adımlar" sloganıyla yaptığı ticari yatırımlarla yurt dışında fahri elçilik görevini yapıyor. PIOMAK`ın yurt dışı yatırımlarını konuştuğumuz şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Oral Avcı, Ekoloji Teknik dergisine sektöre yön verecek açıklamalarda bulundu.
Ekoloji Teknik: PIOMAK nasıl kuruldu, hangi amaçla hizmet vermeye başladı. Okuyucularımıza bu konuda bilgi verir misiniz?
Oral Avcı: Şirketimiz 1992 yılında kuruldu. Aslında şirketin kurulmasından önce PIOMAK ismini nerden aldığını açıklayım. Insanların aklında kalacak, kolay unutulmayacak bir isim üzerinde çalışırken yaptığımız bir araştırmada akılda en çok "P" harfinin kaldığını öğrendik. Daha sonra biz Pi sayısından hareket edip otomasyon ve makineyi birleştirerek PIOMAK`ı ortaya çıkarttık. Bizim bu ismi bulmamız tam üç ayımıza mal oldu fakat iyi bir isim bulduğumuzu düşünüyorum. Uluslar arası bir isim olduğunu düşündüğümüz için yurt dışında çalıştığımız firmalara PIOMAK`ı anlatırken zorluk çekmiyoruz.
Ekoloji Teknik: PIOMAK kurulduğunda ilk hedefleriniz nelerdi. Sektörde nasıl bir çıkış planladınız?
Oral Avcı: Yükte hafif paha değerli olan bilgiyi en doğru şekilde pazarlamayı hedefledik. Çünkü firmamız temelinde mühendislik hizmeti amacıyla kurulmuştu ve amacımız doğrultusunda 10 yıl içerisinde kendimizi sektörde iyi yetiştireceğiz diye söz verdik. Aslında hedeflerimizin asıl amacında yurt dışında faaliyet gösteren uluslararası statüye sahip bir firma olmaktı. Bu yurt dışı ihracat hedefimizi de 10 yıl sonra gerçekleştirme için plan yaptık. Rahmetli Turgut Özal döneminde faaliyet gösterdiğimiz sektör çok iyi bir genişleme sürecine girmişti. 1992 yılından sonrada tekrar hareketlenen sektörde bir hamle daha yapıldı ve boru sanayi, pompa sanayi, vana sanayi v.s su endüstrisinin ihtiyacı olan birçok ekipman Türkiye de üretilmeye başladı. Ne zaman ki gümrük birliğine girildiğinde bu sektör Avrupa ile de rekabet etmeye başladı. Türkiye`den yurt dışına biz iki şeyi götürüyoruz. Birincisi, yaklaşık 15 yıllık tecrübemiz ikincisi ölçüm aletleri hariç su endüstrisinde var olan birçok ekipmanı Türkiye den götürüyoruz.
Ekoloji Teknik: Sektörde faaliyetlerinizi daha çok yurt dışı yatırımlara mı ayırıyorsunuz?
Oral Avcı: Sorunuzun cevabı bazı zamanlar evet bazı zamanlar hayır. Çünkü biz bu işe girerken öncelikli stratejimizi yurtdışı üzerine kurduk. Fakat yurt içinde faaliyet göstermiyor değiliz. 2003 yılından önce enerjimizi yüzde 50`sini yurt dışında diğer yüzde 50`sini de yurt içinde harcamaya yönelik plan yapmıştık. Maalesef Türkiye`deki siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklardan dolayı enerjimizin büyük bir bölümünü yurt dışına ayırdık. Ayrıca Türkiye`de faaliyet yürüten abeyimiz dediğimiz büyüklerimize saygısızlık olmasın diye yurt içindeki ticari ilişkilerimizi sınırlı seviyede tuttuk.
Ekoloji Teknik: Yurt dışı yatırımlarınız da ilk adımı nasıl attınız?
Oral Avcı: Yurt dışı yatırımlarımızın ilk ayağını 1999 yılında kurduğumuz PIOMAK Almanya ile başladı. Almanya gibi bir ülkeden bu işe başladığımızın nedeni ise dünyada ülkelerin mühendislik ve teknoloji üretimi noktasında bir markaları vardır. Bizde Avrupa ülkelerinde iş yapabilmek için faaliyetlerimize ilk önce Avrupa`nın mühendislikte en ileri ülkesi olan Almanya`dan başladık.
Ekoloji Teknik: Neden Türkiye değil de Almanya bunu biraz daha açar mısınız?
Oral Avcı: Bunun nedeni ise Almanya su sektörü endüstrisinde lider konumda olması ve ileri bir teknoloji kullanmasıydı. Özellikle ölçü aletleri ve diğer ekipmanlar açısından pazarda lider durumdaydı. Türkiye ise 90 yıllarda su sektörü konularda zayıftı. Bir diğeri ise Almanya pazarında talebin fazla olması bizimde kendimizi burada konumlandırmamıza zemin hazırladı ve nitekim de birçok iş aldık Almanya pazarından.
Ekoloji Teknik: Her geçen yıl biraz daha Pazar payınızı büyüttüğünüz görülüyor. Bunu nasıl gerçekleştirdiniz?
Oral Avcı: Yurtdışında edinilen tecrübe beraberinde sağlam ve güvenilir ortaklıklar getiriyor buda şirketlerin Pazar payını büyümesine zemin hazırlıyor. Yurtdışında yapılan çalışmalarda genellikle yerel firmalar ile yapılan anlaşmalar beraberinde işin kalite seviyesini artırıyor ve riskleri de azaltıyor. Bu ortaklıklar sayesinde çok şey öğreniliyor hem ortak olduğun şirketlerin çalışma şekli hem de yurtdışı tecrübeye sahip oluyorsunuz. Dünya piyasasını pazarını ve küreselleşen dünya ile yeni teknolojiyi de öğreniyorsunuz.
Bir diğeri ise mobilizasyonunuz artıyor yetenek olarak daha iyiye gidiyorsunuz. Orta Doğuda, orta Asya da Afrika da yaptığınız çalışmalar size bir değer ve bir tecrübe alanı doğuruyor. Yaptığınız her çalışma sizin daha profesyonel hale gelmenizi sağlıyor.
Ekoloji Teknik: Şu ana kadar yaptığınız çalışmalarda hedef lerinizin ne kadarına ulaştınız?
Oral Avcı: Şöyle söyleyeyim bizim bu işe başlarken ortaya koyduğumuz hedefleri tutturduk yüzde yüz olarak bir şey diyemem. Bu tür pazarlarda şöyle bir sorun var Türkiye bu konuda çok büyük müteahhitlere ve firmalara sahip, bunlar çok büyük projelere imza atmışlar ama bu projeleri büyük pazarlarda yapmışlar. Çok ilginçtir ki küçük pazarlarda projeleri yok yani bir ihtiyaç meselesi demek ki küçük pazarlarda iş yapma ihtiyacı duymuyordur. Biz ise tam tersini düşünüyoruz küçük pazarlarda büyük adımlar atmayı düşünüyoruz ve bunu da başarmışız. Biz yaşadığımız pazarın lider oyuncusu olmayı düşünüyoruz. Pazarlar küçük olarak kalmıyor potansiyelinden dolayı sürekli bir büyüme içerisindedir bu pazarla birlikte bizde büyüyeceğiz. Örneğin sudan 33 milyon nüfuslu bir ülke ve gayri milli hasılası da 60 70 milyar dolar Türkiye`nin dörtte biri kadar ama orasını büyüyebilecek bir Pazar olarak görüyoruz. Yani siz bu pazarda orta ölçekli bir firma iseniz yarın bu pazarın büyümesiyle zamanla bu pazarın büyük oyuncularından olursunuz. Tabi her ülkenin bir risk derecesi vardır ama biz bu işi yaparken Sudan da ki bütün riskleri göze aldık ve şuana kadarda olumsuz bir durum yaşamadık. Şu anda Ingilizce konuşulan her yerde iş peşindeyiz. Fakat ayağımızı yorganımıza göre uzatmaya çalışıyoruz. Çünkü bizim kadromuz biraz dar ve ona göre iş yapıyoruz bizim şuan Türkiye de 3 projemiz var ufak projeler ama her projeye 35 kişi bıraktığınızda bir anda kadronuzu büyütemiyorsunuz. Bizim düşüncemiz yavaş yavaş büyümek biz 2 yıl için de PIOMAK`ı hacim olarak iki misline çıkardık hem insan gücü olarak hem de teknoloji olarak. Tabi bu hacimde kalacak değiliz inşallah önümüzde ki yıllarda bu oranı daha ileriye taşıyacağız. Biz kendi kadromuzu kendimiz kurmaya çalışıyoruz işe alacağımız kişiler PIOMAK kültürüne uygun olmalı ya da bir kurum kültürü içinden gelmelidir.
Ekoloji Teknik: Yurtdışındaki çalışmalarınızda Türkiye den nasıl bir destek alıyorsunuz?
Oral Avcı: Esas kritik olaya geldik; yurtdışında herhangi bir ülkenin firması iş yapacaksa o ülkenin itibarı kadar iş yapabilir. Her ne kadar işin teknik kısmı göz önünde olsa da ülkenin yurtdışında algılanan itibarı yapacağınız işlerde çok etkilidir. Türkiye 2005 yılı itibariyle çok önemli hamleler başlatmış ve iş dünyası için çeşitli iletişim kanalları açmıştır. Örneğin; Türk Hava Yollarının(THY) birçok ülkeye sefer düzenlemesi ülkemiz için çok önemli bir itibar. Birçok riske rağmen THY Afrika`nın çok önemli ve kritik bölgelerine uçuşlar düzenledi. Bir Afrikalı için başka bir devletin direk uçuşlar düzenlemesi çok önemlidir. Afrikalı diyor ki bu insanlar bizim için buraya kadar uçuşlar düzenliyor ve demek ki bizi önemsiyor diyor. Kendisine sorular soruyor "bu ülke neden doğrudan uçuşlar düzenliyor boş gidip gelse de yine uçuşları kaldırmıyor" ve kafasında bir ülke canlandırıyor. Afrika insanları önemsendiklerini anladıkları anda ve özellikle onlara sömürgeci zihniyetin dışında yaklaştığınız zaman size olan güvenleri artıyor ve sadık dostlar kazanmış oluyorsunuz. Artık Türkiye dış politikasında etrafına kayıtsız kalmıyor ve son yedi yıl içerisinde kazan kazan ilkesini benimseyerek komşularına ve dünya çapında birçok ülkeyle farklı bir gözle bakıyor. Burada niyet son derece önemlidir eğer insanlara iyi niyetle bakarsanız insanlarda size iyi niyetle bakar. Maalesef Türkiye 6070 yıl diğer ülke insanlarına pek iyi gözle bakmamıştır. Eğer senin devletin bir ülkeyi dost edinmemişse ve sıcak ilişkiler kurmamışsa sen o ülkeye gidip iş yapamasın. Hele ticaretin dışında ben gidip o ülkenin alt yapısını ben yapacağım dersen sana gülerler. Çünkü genelde alt yapı çalışmaları devlet eliyle yapılıyor. Bizim ülkemizin Sudan ile ilişkilerinin olumsuz seyir ettiğinin düşünün o zaman bizim orda proje yapmamız son derece güç hale gelir. Ama çok özel ve ucu bir ürününüz varsa belki olabilir.
Ekoloji Teknik: Türkiye`nin Sudan politikası birçok Avrupa ülkesi tarafından eleştirilmişti. Sizce Türkiye`nin yürüttüğü politikanın geri dönüşümü nasıl olur?
Oral Avcı: Türkiye`nin uluslararası siyasi politikasında net tavırlar koymasının birçok avantajı olduğu gibi dezavantajı da olmuyor değil. Fakat kazan kazan politikası gereği Türkiye`nin son birkaç yıl içerisindeki siyasi tavrı birçok ülkeler tarafından olumlu bulunuyor. Türkiye birkaç seferinde uluslararası toplumda insani tavrını da ortaya koymuştur ve bu duruşu birçok ülkeden destek görmüştü. Darfur sorunun da olduğu gibi olaya tek bir pencereden bakmadı Türkiye. Eğer Avrupa ve Dünya ülkeleri gibi baksaydı son derece yanlış olur. Türkiye`nin dış politikasında ki tavrı iş görüşmeleri yapılırken, iki devlet arasındaki ikili görüşmeler ve gerekse uluslararası arenada ki ilişkiler göz önünde tutuluyor.
Ekoloji Teknik: Yurt dışı ve yurt içi yatırımlarınız da olmazsa olmazlarınız nelerdir?
Oral Avcı: Ülkemizde diğer bütün sektörlerin gelişmesiyle birlikte yapacak çok fazla işimiz var. Hem yurt içindeki yatırımlarımızı hem de yurt dışı yatırımlarımızda öncelikli olmazsa olmazlarımız ve en önem verdiğimiz yetişmiş insan gücüdür. Proje tekliflerinizde kaliteli ve sağlam bir alt yapınız olmalı. Bunu sağlamın tek bir yolu da firma kültürünüz doğrultusunda yetişmiş veya yetişecek elemana ihtiyaç var. Kadronuz iyi ise işte o zaman yurtdışında ki projelere teklif verebilirsiniz. Birde bizim önem verdiğimiz diğer husus ise her girdiğimiz pazarda yeni bir şeyler öğrenmek. Yurt dışı yatırımlarda faaliyet yürüttüğümüz ülkelerin yerel firmaları ile ortak çalışmaya daha önem veriyoruz. Çünkü onlardan çok şey öreneceğimiz gibi onlarında bizden çok şey öğreneceği var. Bu nedenle bağları sıkı tutmak adına bu tarz bir politikayı firmamız adına önemsiyoruz.
Ayrıca Türkiye için ve bizim için yurt dışı yatırımlarda fizibilite çalışması yapacak donanımlı mühendislere ihtiyaç var. Avrupa ülkelerinde devletler, yurt dışında yatırım yapacak şirketler için kendi bünyesinde oluşturdu "Yatırım öncü birlikleri" olarak tabir ettiğim bir gurup mühendisi alan araştırması için dünyanın birçok ülkesine ve şehrine gönderiyor. Mühendislerin yaptığı araştırmalar doğrultusunda yatırım yapacak şirketlere veri tabanı oluşturuyor. Bu şekilde ihracatlarını geliştirdikleri gibi firmaların yanlış yatırım yapmasını engellemiş oluyor. Ayrıca yatırım için verdiği kredileri daha net kontrol etme imkânı elde ediyor. Çünkü diğer türlü risk taşıyan yatırımlara sağlanan krediler yüzünden hem firmalar zara gördüğü gibi, ülke ekonomisi de ciddi yara alıyor. Maalesef Türkiye de bu tarz bir öncü birlik mevcut değil. Umut ediyorum ki Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bizde ön fizibilite çalışması yapacak bir mühendis guru oluşturulur.
Ekokoji Teknik: Bize kısaca Türkiye`deki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Oral Avcı: Türkiye de bizim daha farklı bir iş modelimiz var oda rakiplerimizden ve ağabeylerimizden saygıdan dolayı her işe girmemeye gayret ediyoruz. Yurtdışında komple çözümler taahhüt ettiğimiz halde Türkiye de olduğunca elektromekanik, elektrik veya sadece otomasyon işine giriyoruz. Mühendislik niteliği taşıyan bölümlere kayıyoruz. Çünkü Türkiye diğer işleri yapan birçok firma var. Türkiye deki iş modelimiz genellikle onlara partnerlik yaparak sürece dâhil olmaktır. Otomasyon ve elektrik kısmı işin en zor kısmı tarifi çok zor, süreçleri çok zor, insan nitelikleriniz çok farklı, süreci bilmeniz gerekir, tecrübeniz olması gerekir ve yeterli alt yapıya sahip olmanız gerekir. Ben inşaat kısmının kolay olduğunu söylemiyorum burada ki detay ve süreç kontrolleri çok karmaşık olduğu içindir. Biz bu zor yolu tercih etmişizdir. Bu iş zaten şirketimizin kuruluş itibariyle başladığı bir iştir. Örneğin Ataköy deki arıtma tesisinin en zor işini biz yaptık derginizde de çıktı. Bunların yanında başka tesislerde öle. Şuan Gaziantep içme suyu dağıtım komple otomasyon işini biz yapıyoruz. Çok güzel bir iş olacak bu proje. Kumanda sistemi şeklinde sistemi denetleyen ve yorumlayan bir tesisi kuracağız. Yaklaşık 13 milyon dolarlık bir iş ve 3 firma ortak yaptık. Biz orda işin teknolojik kısmını yaptık proje yönetimi de bizdeydi.